Makaleler

Vaka-i Ciğersuz - Kerbela

Cumartesi, 02 Ocak 2010 16:33 yönetici
Yazdır PDF

kerbelaUnsuriyet ve milliyet esasları, adaleti ve hakkı takip etmediğinden, zulmeder, adalet üzerine gitmez. Çünkü unsuriyetperver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez... rabıta-i diniye yerine rabıta-i milliye ikame edilmez. Edilse adalet edilmez, hakkaniyet gider.

Son Güncelleme: Cumartesi, 02 Ocak 2010 17:36
 

Tesanüdün Önemi

Pazar, 02 Ağustos 2009 19:20 yönetici
Yazdır PDF

yardimÜç gülle tam başımızın iki metre üstünden geçip, arkada dere içinde saklanan askerimiz görünmedikleri halde geri kaçtılar. Tecrübe için dedim: "Molla Habib ne dersin, ben bu gavurun güllesine gizlenmeyeceğim." O da dedi: "Ben de senin arkandan çekilmeyeceğim." İkinci top güllesi pek yakınımızda düştü, hıfz-ı ilâhî bizi muhafaza ettiğine kanaatle Molla Habib*e dedim:

Son Güncelleme: Cuma, 27 Kasım 2009 09:26
 

Kaderin İnsandaki Mührü Ana Dil

Salı, 17 Şubat 2009 05:22 yönetici
Yazdır PDF
Kaderin insan üzerindeki damgası dildir. İnsanın gerçek görüntüsü dil sayfası üzerinde çizilen ifade nakışları ile resmedilmektedir. Anadili konuşup anlaşmak doğal olduğundan, zihin düşünme Faaliyetleri esnasında kelime bulma zorluğu çekmez. Alış -veriş yalnız mana ile olduğundan zihin çatallaşmaz. Anadili ile zihne aktarılan bilgiler, taş üzerine yapılan nakışlar gibi kalıcı olurlar. Milli dilin kıyafetlerine bürünen her ne olursa olsun tanıdık ve cana yakın görünür.
Son Güncelleme: Pazartesi, 22 Haziran 2009 00:26
 

Sonsuz Bir Hayat Varmı ..?

Pazar, 25 Ocak 2009 19:54 yönetici
Yazdır PDF

Aynı şekilde “ebedi olarak yaşama” isteği, “hiç ölmeme” isteği de insanda var hiç kuşkusuz. Ama bu “ebedi kalma” isteğinin karşılığının, bu dünyada verilmediğini görüyoruz. Her kesin başındaki ölüm ve peşindeki ecel, insanın bu esaslı isteğine kavuşmasını önlüyor. Bu ise görünüşte bir çelişkidir. Yani insanın en sıradan hayvani duyguları olan yeme, içme, şehvet… gibi duygularının istekleri cevap bulduğu halde, “ebedi yaşama” gibi insani, vicdani ve ulvi bir duygunun isteğinin karşılıksız kalması, gözümüzle gördüğümüz kainatın yaratılış yasalarına, hikmet ve akla zıt görünüyor. İşte matematiksel oran-orantı hesabı kesinliğinde, bilinenden bilinmeyene varmak şeklinde bu “ebedi yaşama” duygusunun da cevabının verildiği, têr û tatmin edildiği bir dünya, bir diyar, bir alemin varlığı akıl gözüne görünür. İşte bu “ebedi yaşama” isteğine karşı cevap olarak hazırlanan “ebedi saadet” gerçeğini ve müjdesini bütün semavi fermanlar haber verip tasdik ediyorlar. Yani insan ve kainat gerçeğinin hem yaratılış itibarı ile ve matematiksel olarak ta gerektirdiği ebedi yaşam, semavi(vahyi) mesajlarla da örtüşüyor. Bundan dolayı gönül ve akıl rahatlığıyla diyoruz ki: Evet doğrudur. Ebedi alem var. Midenin ve acıkmanın yemeği göstermesi, susuzluğun suyun varlığını bildirmesi derecesine var.

 

Son Güncelleme: Pazar, 25 Ocak 2009 20:24
 

Filistin Bize Ne Anlatıyor..

Cuma, 23 Ocak 2009 20:20 Editör
Yazdır PDF
Gazze’de yaşananlar konusunda tabii ki duyarlı olacağız. Oradaki İslam kardeşlerimize elimizden gelen maddi manevi tüm yardımları tabii ki yapacağız. Zulmün ve işgalin durması için tabii ki tepkimizi göstereceğiz. Ama bu olayların bir daha tekrar etmesini istemiyorsak öncelikle kendimiz hakiki mümin olarak , Kuran ve Sünnet rehberliğinde  İslam Kardeşliğini tesis edeceğiz.
Son Güncelleme: Pazartesi, 08 Haziran 2009 10:46
 


Sayfa 1 / 4