Hizmet-i İmaniye Esasları
 Risale-i Nur, bir daire değil; mütedahil daireler gibi tabakatı var. Erkânlar ve sahipler ve haslar ve naşirler ve talebeler ve taraftarlar gibi tabakatları var. Erkân dairesine liyakatı olmayan, Risale-i Nur’a muhalif cereyana taraftar olmamak şartıyla daire haricine atılmaz. Hasların hasiyeti bulunmayan, zıt bir mesleğe girmemek şartıyla talebe olabilir. Bid’a ile amel eden, kalben taraftar olmamak şartıyla dost olabilir. Onun için, az bir kusurla düşman sınıfına iltihak etmemek için, dışarıya atmayınız. Fakat Risale-i Nur’un erkânlarında ve sahiplerindeki esrar ve nazik tedbirlere onları teşrik etmemek gerektir. O havalideki umum kardeşlerimize selâm ve dua ederiz. Bu şuhur-u selâsede dualarınızla bana yardım etmek çok ihtiyacım var.
Son Güncelleme: Çarşamba, 09 Eylül 2009 22:40
|
Tahliller
 Bana ızdırab veren, dedi, yalnız İslâmın maruz kaldığı tehlikelerdir. Eskiden tehlikeler hariçten gelirdi; onun için mukavemet kolaydı. Şimdi tehlike içeriden geliyor. Kurt, gövdenin içine girdi. Şimdi, mukavemet güçleşti.
Son Güncelleme: Pazartesi, 12 Ekim 2009 22:16
Gençlik ve Din Eğitimi
Gençliğe din eğitimi verilmesi zaruridir. Her insanın bir yüce, üstün, aşkın varlığa inanma, ona bağlanma, ona dayanma ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç gençlikte en fazladır. Onlara dini eğitim verecek insanların dini eğitimin yanında, özelliklere gençlere yönelik psikoloji, pedogoji, sosyoloji gibi konularda ilave eğitimlerle desteklenmiş olmaları gerekmektedir.
Son Güncelleme: Pazartesi, 06 Temmuz 2009 02:41
|
Toprak; İnsanın yaratıcısına en yakın olduğu "kapı"
İnsanın yaratıcısına en yakın olduğu an ,toprakla bütünleştiği toprağa kapandığı secde anıdır.Ve toprak su hava ve ışığa göre daha koyu,kesif,yoğun olmasına rağmen her açıdan diğer unsurlardan daha ileridir.Topraktan yaratılan insanında tüm yaratılmışlar üzerinde bir makama sahip olması buna işaret eder.
Son Güncelleme: Pazartesi, 06 Temmuz 2009 02:41
Medresetüz-Zehra'ya Giden Yol -1-
Rumî 1323, milâdi 1907 senesi zarfında idi ki; Kürdistan'ın yalçın, sarp ve âhenin maverayı şevahik-i cibalinde tulu etmiş Said-i Kürdî isminde nevadir-i hilkatten madûd bir ateşpâre-i zekânın İstanbul âfakında rüyet edildiği haberi etrafa aksetmiş ve fıtraten mütecessis olan bazı kimseler o harika-i fıtratı pe-yapey gördükçe, mader-i hilkatin hazâin-i lâ-tefnasındaki sehaveti bir türlü hazmedemeyenleri, şu Kürd kıyafetinde, o şal ve şalvar altında öyle bir ka-nun-u dehânın ihtifa edebileceğini bir türlü anlamayarak, âtıl ve müzevvir olan ekseriyet-i hasise zelil olan hissiyat-ı umumiyesini bir kelime-i tezyi
şu mana-yi intikamında telhis etmişlerdi: "Mecnûn!.."
Son Güncelleme: Pazartesi, 27 Ekim 2008 21:21
|
|
|
|
|